Seyahatte Dil Bariyerini Aşmanın Yolları
Bir ülkeye gidip kimseyle konuşamamak korkutucu görünür. Ama pratikte otobüs bileti almak, eczanede ağrı kesici istemek ya da otele check-in yapmak için akıcı yabancı dil gerekmiyor. Gereken şey birkaç hazırlık, iki üç uygulama ve utanmayı bir kenara bırakma cesareti. Aşağıda seyahatte dil bilmeden gezme meselesini adım adım, en çok sorulan soruların üzerinden çözelim.
Gerçekten İngilizce bilmeden seyahat edilebilir mi?
Edilebilir. Turistik bölgelerde karşı taraf da genelde sizin kadar az İngilizce biliyor; yani iletişim iki tarafın da yarım kelimelerle kurduğu bir şey oluyor. Zorlanacağınız yerler turistik olmayan mahalleler, resmi kurumlar ve sağlık hizmetleri. Bu üç alan için hazırlık yaparsanız kalan kısım kendiliğinden akar.
Nasıl hazırlanmalı? Adım adım
-
Gideceğiniz ülkenin dilini telefonunuza indirin. Çeviri uygulamalarının çevrimdışı dil paketleri var. Uçağa binmeden önce hem hedef dili hem İngilizceyi indirin. İnternetsiz kaldığınız anda çeviri yapamamak, en sık yaşanan ve en kolay önlenebilen sorun.
-
20 kelimelik bir çekirdek liste hazırlayın. Merhaba, teşekkürler, lütfen, evet, hayır, ne kadar, nerede, tuvalet, su, yardım, anlamıyorum, İngilizce biliyor musunuz, pahalı, bir tane, hesap, otobüs, tren, hastane, polis, özür dilerim. Bunları telaffuzuyla ezberleyin. Karşı tarafın yüzündeki değişimi göreceksiniz: kendi dilinde iki kelime duyan insan çok daha yardımcı oluyor.
-
Kamera çevirisini deneyin. Uygulamaların kamera modu menü, tabela, ilaç kutusu ve tren tarifesi okumakta işe yarıyor. Latin alfabesi kullanmayan ülkelerde bu özellik neredeyse zorunlu. Evde bir Türkçe metne tutup nasıl çalıştığını öğrenin, sokakta öğrenmeye çalışmayın.
-
Konuşma modunu ikili kullanmayı öğrenin. Telefonu masaya koyup sırayla konuşmak, ekrandan tek yön çeviri göstermekten çok daha hızlı. Konuşurken kısa ve tek fikirli cümleler kurun: "Bu otobüs havalimanına gidiyor mu?" iyi bir cümle. "Acaba bu otobüs eğer trafik yoksa havalimanına yaklaşık kaçta varır?" kötü bir cümle; çeviri dağılır.
-
Ekran görüntüsü arşivi oluşturun. Otel adresini, uçuş kodunuzu, alerjinizi, vejetaryen olduğunuzu, "kredi kartı kabul ediyor musunuz" gibi tekrarlayan cümleleri hedef dile çevirip ekran görüntüsü alın. Telefonun şarjı bittiğinde işe yarasın diye bir kağıda da yazın. Bagaj hazırlığı yaparken bu kağıdı pasaport kılıfına koymak iyi bir alışkanlık.
-
İşaret dilinizi geliştirin. Sayıları parmakla gösterin, ama önce o ülkede sayıların nasıl gösterildiğine bakın; bazı yerlerde "bir" işaret parmağı değil başparmaktır. Yön sormak için haritayı açıp ekrana dokunun. Fiyat için hesap makinesi uygulamasını açıp karşı tarafa uzatın; satıcı sayıyı yazar, siz de karşı teklifinizi yazarsınız. Pazarlık böyle yapılır, tek kelime konuşmadan.
-
Fotoğrafla iletişim kurun. Yemek siparişi için diğer masalardaki tabakları gösterebilirsiniz. Eczanede semptomu anlatmak yerine ilacın fotoğrafını gösterin. Bir şey satın alacaksanız o şeyin fotoğrafını galeride hazır tutun.
-
Yazılı iletişimi tercih edin. Sesli çeviri gürültülü ortamda bozulur. Otogar, pazar, metro gibi yerlerde yazarak çevirin ve ekranı gösterin. Karşı taraf okumayı biliyorsa iş çözülür; okuma yazması yoksa sesli moda geçin.
-
Kimden yardım isteyeceğinizi seçin. Genç insanlar, otel resepsiyonistleri, kafe çalışanları ve öğrenciler ortalamadan daha yüksek olasılıkla İngilizce biliyor. Sokakta rastgele birine sormak yerine bir kafeye girip sormak zaman kazandırır.
-
Kritik durumlar için yedek plan kurun. Sağlık sorunu, kaza, çalınma gibi hallerde tercüman uygulamasına güvenmek yetmez. Seyahat sigortanızın telefonla destek verip vermediğini önceden öğrenin; birçok poliçe telefonda yardım sunuyor. Konsolosluk iletişim bilgisini de telefonunuza kaydedin.
Sık yapılan hatalar
- Uzun cümle kurmak. Çeviri motorları bağlaçlı, şartlı cümlelerde saçmalar. Cümleyi ikiye bölün.
- Argo ve deyim kullanmak. "Kafam karıştı" gibi ifadeler kelimesi kelimesine çevrildiğinde komik ya da anlamsız çıkar.
- Çeviriye kör güvenmek. Önemli bir şey söylüyorsanız, çeviriyi tekrar Türkçeye döndürüp kontrol edin. Anlam kaymasını böyle yakalarsınız.
- Yüksek sesle Türkçe konuşmak. Sesi yükseltmek anlaşılmayı sağlamıyor, sadece karşı tarafı geriyor. Yavaş konuşmak işe yarar, bağırmak yaramaz.
- Baş sallamalarını yanlış okumak. Bazı ülkelerde başı yana sallamak "evet" anlamına gelir. Emin olmak için "evet mi, hayır mı" diye yazıp göstermek en güvenlisi.
- Çevrimdışı hazırlık yapmamak. SIM kart almadan havalimanından çıkıp taksiye binen ve adresi gösteremeyen çok kişi var.
- Sayıları sözle konuşmak. Fiyat, saat, oda numarası gibi şeyleri her zaman yazın. En pahalı yanlış anlamalar sayılarda oluyor.
- Utanmak. Yanlış telaffuzla söylenen bir kelime, hiç söylenmeyen kelimeden iyidir. Kim